|
Başlık Buraya Gelecek
KARANLIKLARI YALNIZ GÜNEŞ Mİ AYDINLATIR?
Mustafa KEMAL KOCABIYIKOĞLU
Karanlıkları, yalnız güneş mi aydınlatır? Gözleri bile görmeyen bir insan, ışığı hissedebilir mi? Durup düşünmek gerek!
Bütün güzellikler sevgiyle başlar. Sevgi Tomurcukları yeşerir renk renk, alıyla, moruyla, beyazıyla doğanın her yanına yayılır; sevgiyi, güzelliği, dostluğu anlatır.
İşte Âşık Veysel! Görmese bile, doğanın o gizemli havasını yüreğinde hissederek: sevgiyi, dostluğu, insanlığı gönlündeki gün ışığı gibi görerek, ne güzel eserler meydana getirmiştir. Âşık edebiyatımızın en güzel örneklerini de o sunmuştur.
VEYSEL VEYA BİR ÖMRÜN HİKAYESİ
(21 Mart anısına)
Sivas'ın Şarkışla'sında yıl 1895
Ağca kışla kucak açmışken Sivrialan'a
Karaca Ahmet'e müjdeler olsun!
Bir oğlu oldu, duyurulsun!
Gülizâr'dı anası çiçek açınca
Veysel geldi duayla Şatıroğulları'na
Çocuk iken basınca yedi yaşına,
Bir salgındı, çiçeğe yenik düştü gözleri.
Bırakın nasıl anlatır, ne güzeldir sözleri?
Genç yaşta felek vurdu başıma
Aldırdım elimden iki gözümü
Yeni değmiş idim yedi yaşıma
Kaybettim baharımı yazımı
On yaşına gelince tanışmıştı sazıyla
Şiir, müzik aşkı bundan sonra başladı.
Kangal'dan Ali Aşık köylerine gelince,
Bir de Veysel, artık bağlamayı sevince..
Bağ bahçe işleri ağabeysi Ali'ye kaldı.
Veysel bir sevdalı ma-i hülyaya daldı.
Esmayı'da almıştı en sonunda,
İlk kazığı yemişti bu aşkın yolunda.
Esma gitti, şimdi başka birinin oldu.
Aşık Veysel, gül gibi sarardı soldu.
İlk aşkı sazına tapıyordu bir kere,
Yaşları gözlerinden akıyordu boş yere.
1931'de Sivas'ta şairlerle kapıştı
Hazan bitmişti artık, mevsim karakıştı.
En vefalı arkadaşı İbrahim'li birlikte,
Tüm yurdu dolaştı, her yer karış karıştı.
1933'te Ankara'yla tanıştı:
Cumhuriyet'in onuncu yıl'ındaydı Veysel,
Artık değildi bir garip taşralı,
Öğretmeni oldu sazın, gençlere ders verdi.
Onun söylediği her şey muhteşem bir eserdi.
Gönül gözüyle görmüştü onu bir kere
İki kapılı hanın penceresinden .
Aşığı çağırıyordu uzaktan; gel diye,
Demet demet güller veriyordu hediye.
Hem vurdu sazına, hem de söyledi
Onu tüm cümle alem dinledi.
Kurdun kuşun dilini, o neyle anlardı?
Kara ismi yakışır mı hiç,Canan'a?
Sadık olan aşıktı, gerisi hep bahane.
Öyle bir sevgisi vardı ki şahane.
SEVGİNİN HER YERİNDE
O ŞİMDİ BİR DAL GİBİ.
BİR VAHİY GELMİŞTİ
SANKİ ONA, ÇAL! GİBİ
Gözleri görmese de
Gönül gözü açıktı.
O, dünyanın tanıdığı
Veysel aşıktı.
İki kapılı hanın kapıları kapandı.
Uzun, ince bir yolun gelmişti artık sonu:
Yıl yetmiş üç, son yolculuk , son veda
Aşık düşerken toprağa sapsarı bir yapraktı,
Onun sadık yari, yine kara topraktı.
Mustafa Kemal KOCABIYIKOĞLU
Bu bölüme, kendi belirlediginiz konuyla ilgili bir yazı girin.
|